featured
  1. Haberler
  2. Gündem
  3. TBMM Genel Kurulu… CHP’li Emir ile AK Partili Şahin Usta arasında “laiklik” ve “fişleme” polemiği

TBMM Genel Kurulu… CHP’li Emir ile AK Partili Şahin Usta arasında “laiklik” ve “fişleme” polemiği

TBMM Genel Kurulu’nda CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ile AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta arasında eğitimde “fişleme” ve laiklik tartışması yaşandı. AK Partili Şahin Usta, "'Fişleme' denilince aklımıza yani fişlemeyi en iyi yapan 28 Şubat dönemindeki bu zihniyet geliyor. Tabii ki bunları en iyi bilenler de sizlersiniz. Kadrolaşmadan bahsediyorsanız bir iki örnek de ben vereyim: Vural Savaş, Yargıtay eski Cumhuriyet Başsavcısıydı sonra ne oldu? Yine bu isimlerin hepsi CHP'ye geldi. Yusuf Kenan Doğan, Naci Ünver, Kadir Özbek, İlhan Cihaner, Emine Ülker Tarhan. Biz böyle bir zihniyette değiliz. Bizim derdimiz böyle bir kadrolaşma olsaydı yirmi üç yıldır zaten bu kadrolaşmayı görürdünüz" dedi. CHP'li Emir ise "Sayın Usta, tabii, önündeki hazır listelerden, hazır konuşmalardan birini yapıyor. Biz başka bir şey söylüyoruz Sayın Usta, kulak verin dinleyin. Şu andaki Milli Eğitim Müdür Yardımcısının ne kadar siyasi olduğunu, Milli Eğitim Bakanlığının boğazına kadar siyasete battığını söylüyoruz. Buna cevap ver, verebiliyorsan" dedi.

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

(TBMM) – TBMM Genel Kurulu’nda CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ile AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta arasında eğitimde “fişleme” ve laiklik tartışması yaşandı. AK Partili Şahin Usta, “‘Fişleme’ denilince aklımıza yani fişlemeyi en iyi yapan 28 Şubat dönemindeki bu zihniyet geliyor. Tabii ki bunları en iyi bilenler de sizlersiniz. Kadrolaşmadan bahsediyorsanız bir iki örnek de ben vereyim: Vural Savaş, Yargıtay eski Cumhuriyet Başsavcısıydı sonra ne oldu? Yine bu isimlerin hepsi CHP’ye geldi. Yusuf Kenan Doğan, Naci Ünver, Kadir Özbek, İlhan Cihaner, Emine Ülker Tarhan. Biz böyle bir zihniyette değiliz. Bizim derdimiz böyle bir kadrolaşma olsaydı yirmi üç yıldır zaten bu kadrolaşmayı görürdünüz” dedi. CHP’li Emir ise “Sayın Usta, tabii, önündeki hazır listelerden, hazır konuşmalardan birini yapıyor. Biz başka bir şey söylüyoruz Sayın Usta, kulak verin dinleyin. Şu andaki Milli Eğitim Müdür Yardımcısının ne kadar siyasi olduğunu, Milli Eğitim Bakanlığının boğazına kadar siyasete battığını söylüyoruz. Buna cevap ver, verebiliyorsan” dedi.

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ başkanlığında Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni görüşmek üzere toplandı. Grup Başkanvekilleri Genel Kurul’da söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Ekmen: Sayın Gürlek’e savunma mesleğini geliştirecek yerde geriletecek bir adımı atmasını aklından dahi geçirmemesini tavsiye ediyoruz

Yeni Yol Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek’in öncelikle pratikte gördüğü hukuk, adalet, özgürlük alanındaki zorlukları ifade etmesi beklenirken ilk tercihini savunma hakkının kısıtlanması yönündeki bir konuyu gündeme getirerek kullandığını hatırlattı. Ekmen, Gürlek’in avukatlıkla ilgili ifadelerinin bu kaygıları ve bu endişeleri teyit ettirdiğini belirterek “Tabii, İstanbul yargı çevresi içerisinde ve bizzat kendisinin yargı mensubu olduğu dönemde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamayan bir Bakanın savunma hakkını kısıtlarken AİHM kararlarına referans vermesi de ancak Türkiye ölçeğinde yaşanabilecek bir ironi olabilirdi. Sayın Bakan savunma hakkının kısıtlanması hususunu değerlendirirken AİHM kararlarına referans vermiştir” dedi.

Bozdağ’a ithafen konuşan Ekmen, “Siz Adalet Bakanlığı yaptınız, Meclis’te avukatlık mesleği her zaman kuvvetli bir şekilde temsil edilen bir meslek oldu ve AK Parti sıralarında da avukatlık mesleğini yapan çok kıymetli hukukçu arkadaşlar var. Buradan Sayın Gürlek’e savunma mesleğini geliştirecek yerde geriletecek bir adımı atmasını aklından dahi geçirmemesini tavsiye ediyoruz. AK Partili arkadaşlardan, bir gün herkesin bir avukata ihtiyacı olacağı inancından hareketle, zaten meslek onuru açısından oldukça örselenmiş, silahların eşitliği ilkesinden uzak bir yere itilmiş, adliyelerde hakim ve savcılarla görüşme imkanı elinden alınmış, çok sayıda meslek mezununun piyasadaki varlığı nedeniyle mesleki kaygıların çok gerilediği bir meslek haline dönüşmüş avukatlık mesleğinin bir de görüş hakkının kısıtlanarak savunma hakkında yeni bir gedik açılmasına izin verilmemesi gerektiğini ifade etmek istiyoruz” diye konuştu.

Çömez: Türkiye artık Küresel Organize Suç Endeksi’nde 10’uncu sıraya yükselmiş durumda

İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Türkiye’nin Küresel Organize Suç Endeksi’nde 2023 yılında 14’üncü sırada olduğunu belirterek “2025’in raporları geçtiğimiz günlerde açıklandı, maalesef bu konuda karnemiz giderek kötüleşiyor. Dünyada 10’uncu sıraya çıkmışız yani Türkiye artık Küresel Organize Suç Endeksi’nde 10’uncu sıraya yükselmiş durumda. Bu Türkiye için son derece büyük bir tehlike. Bunu niye söylüyorum? Geçtiğimiz günlerde Meksika’da bir kartel grubuyla devlet güçleri arasında büyük bir çatışma yaşandı, ülke neredeyse bir iç savaşa gidiyordu. Aslına bakarsanız Türkiye’nin içinde bulunduğu durum da yavaş yavaş Meksika ve o coğrafyadaki uyuşturucu kartellerine benzer bir duruma dönmüş durumda” diye konuştu.

“Casperlar” adında bir çete üyesinin Almanya’da yakalandığına dikkat çeken Çömez, konuşmasında şunları kaydetti:

“Alman istihbaratı yaptığı araştırmada bu çete üyesinin cep telefonunda çok önemli bulgulara ulaştı. Cep telefonunda Türk Emniyet birimlerinden, Türk yargı bürokrasisinden kendisine gönderilmiş mesajlar vardı, bilgiler vardı. Gereğini yaptı ve Türkiye’yi uyardı, Türk Emniyetine, Türk istihbaratına bu bilgileri verdi ve bu bilgiler Türk Emniyeti tarafından araştırıldığında karşımıza korkunç bir tablo çıktı. Neydi bu tablo, biliyor musunuz? Çok sayıda kişinin, Emniyet mensubunun, yargı mensubunun çete üyeleriyle bire bir ilişkileri vardı. Çete üyeleri bu kişilerden para karşılığı bilgi talebinde bulunuyor ve kendileriyle ilgili, çete üyeleriyle ilgili, hedef kişilerle ilgili çok önemli bilgileri tek tek topluyorlardı. Sadece bir yerden olsa bu bilgi, diyeceğim ki haydi, bir yerde bir problem var fakat maalesef, listeye baktığımızda -şimdi tek tek anlatacağım nelerin olduğunu- korkunç şeylerle karşı karşıya kaldık. Nedir bu? Mesela, POLNET’in ekran görüntüsünü Esenyurt’taki emniyet birimleri çetelere ulaştırmış. Mesela, Bakırköy Adliyesindeki zabıt katibi oradaki çete üyelerine kendileri hakkında kırmızı bülten var mı, yok mu, yargı ne aşamada bilgisini sızdırmış. Bursa’da yine, hedef kişilerin TC numaraları verilmiş. İstanbul güvenlik timleri oradaki bilgileri yine, çete üyelerine ulaştırmışlar. Mesela, Ankara Asayiş Şubesinde EUROPOL’un suç örgütü listesi yine, buradaki şebekelere aktarılmış. Mersin Narkotik kişilerin kimlik bilgilerini vermiş, Van Narkotik örgüt üyelerinin bilgilerini vermiş. Bursa’daki emniyet birimlerimiz yine, fotoğraflar, telefon numaraları ve adresler vermişler.”

Temelli: Avukatların görüş hakkını yani savunma hakkını ortadan kaldırmaya çalışan bir Adalet Bakanı var karşımızda

DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Türkiye’nin nerede bir hukuksuzluk, adaletsizlik varsa onda ilk 5’e girmede üzerine olmadığını söyleyerek “Bu konuda da ilk 5’teyiz. En son Alican Uludağ gazetecilik yaptığı için gözaltına alındı ve tutuklandı. Gazetecilik yapmanın suç olduğu bir ülkede demokrasiden, barıştan, toplumsal barıştan zaten bahsetmeniz de mümkün değil” dedi.

Adalet Bakanı Gürlek’in “Mevzuatta boşluk var” sözleriyle heyecanlandıklarını ve “Hah, işte, bir Adalet Bakanı geldi, mevzuatta boşlukları yakalayacak ve biz de bu boşluklardan dolayı var olmuş olan toplumun yaşadığı mağduriyetlerden kurtulacağız” diye düşündüklerini söyleyen Temelli, hayal kırıklığına uğradıklarını şöyle anlattı:

“Adalet Bakanı’nın ‘Mevzuatta boşluk var’ dediği neymiş biliyor musunuz? Avukatların tutuklularla görüşmesi, bunu bir boşluk olarak nitelendiren bir Adalet Bakanı çıkıyor karşımıza. Yani bu ülkede bunca adaletsizlik varken, bu ülkede bunca hukuksuzluk varken ilk gözüne batan mevzuat boşluğu bu yani tutuklular avukatlarıyla işte gece görüşüyormuş, akşam sekize kadar görüşüyormuş ve bu hakkı ortadan kaldırmak adına buna ‘mevzuatta boşluk’ diyebiliyor. Oysa bugün bu ülkede en büyük adaletsizlik aslında tutuklu yargılamaktan kaynaklanıyor. Bu meseleden dolayı o kadar çok mağduriyet söz konusu iken bir de bu mağduriyeti pekiştirmek üzere avukatların görüş hakkını yani savunma hakkını ortadan kaldırmaya çalışan bir Adalet Bakanı var karşımızda.”

Emir: Niye Alican Uludağ şu anda İstanbul’da yargılanmaktadır ve Silivri cezaevindedir?

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, gazeteci Alican Uludağ’ın tutuklanmış olmasının yargıdaki çürümüşlüğü apaçık ortaya koyan ve basın özgürlüğünün nasıl yerle bir edildiğini açıkça ifade eden bir sonuç olduğunu söyleyerek “Gecenin bir vakti çocuklarının gözü önünde 30’a yakın polisle çocuklarının gözyaşı içerisinde evi de arayarak -evde ne aradıkları da belli değil- tutukladılar ve İstanbul’a götürdüler. Bir an için Alican Uludağ’ın suç işlemiş olduğunu varsaysanız dahi suç Ankara’da işlenmiştir. ‘Cumhurbaşkanına hakaret ettin’ deniyor. ‘Yanıltıcı bilgiyi alenen yaydın’ deniyor. ‘Yargıyı küçük düşürdün’ deniyor. E, bütün bu işlemler gazetecilik Ankara’da olduğuna göre Ankara’da yapılmıştır. Öyleyse İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının buradaki yetki gasbı nedendir? Niye ısrarla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçmiştir? Niye Alican Uludağ şu anda İstanbul’da yargılanmaktadır ve Silivri cezaevindedir?” diye sordu.

“Böyle bir Milli Eğitim Bakanı bir de bizim Genel Başkanımıza dil uzatacak”

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in gelmiş geçmiş en kötü Milli Eğitim Bakanı olduğunu söyleyen Emir, “Eğer, size bir karne verseydik ki milletimiz her seçimde size bir karne veriyor, son seçimde de size zayıf bir karne verdi. Bakın, Yusuf Tekin’den kötüsü yok ve Yusuf Tekin, millî eğitimi, sınıfları tarikatlara, cemaatlere sonuna kadar açtı ve millî eğitimi çağ dışı bir anlayışla yönetmeye çalışıyor, kendi beyninin arkasındaki ideolojik saplantılarını çocuklarımıza zerk etme gayretinde ve en son olarak da çocukları etiketleme -oruç tutan, tutmayan; eve gidince iftar yapan, yapmayan; annesi oruç tutan, tutmayan; bunun üzerinden- gayretinde. Bunu çocuklarımız üzerinden yapmayın, bu ihaneti yapmayın, çocukları etiketlemeyin; bunun dinle, dindarlıkla, din eğitimiyle hiçbir ilgisi yok” dedi.

Emir, Tekin’in CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile ilgili de konuştuğuna dikkat çekerek “Yusuf Tekin, senin miden geniş olduğu için hülle yoluyla profesörlüğü kabul ettin, senin miden geniş olduğu için MESEM’ler üzerinden tarikatları, cemaatleri okullara soktun, senin miden geniş olduğu için ÇEDES üzerinden çocuklarımızı iş cinayetlerine kurban ediyorsun, senin miden geniş olduğu için çocuklarımız bir öğün yemek bulamıyorlar, senin miden geniş olduğu için bir ay içerisinde aç olmasına rağmen yemek alamayan çocuk sayımız OECD ortalamalarının neredeyse üç katı, beş katı. Böyle bir Millî Eğitim Bakanı utanacağına, üzüleceğine, sıkılacağına… Hala 1 milyon atanmamış öğretmen var, midesi geniş olduğu için hâlâ 10 bin öğretmen alıyor, onları da mülakatla alıyor. Böyle bir Milli Eğitim Bakanı bir de bizim Genel Başkanımıza dil uzatacak, hadi oradan…” diye tepki gösterdi.

Şahin Usta: Ülkemizin Ramazan’da, Müslümanların İslam’ı yeniden coşturuyor olmasından rahatsız olunmasına hayret ediyoruz

AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, son günlerde “Laikliği birlikte savunuyoruz” bildirileriyle bir gündemin oluşturulmaya çalışıldığını söyleyerek “Ama bu gündemler artık eski Türkiye’de kaldı. Bu yayınlanan bildirilerin de Türkiye’nin gündeminde, kamuoyunun gündeminde yer almadığını özellikle söylemek istiyorum. Mübarek Ramazan ayındayız. Çocuklarımızın ‘Allah’, ‘Kur’an’, ‘Kabe’, ‘Peygamber’ demesinden korkmaya gerek yok, bu tip bildirilere de ihtiyaç yok. Noel’i kutlarken, insanlar Noel’le ilgili özgürce her şeyi yaparken sesi çıkmayanlar Ramazan ayında çocuklarımızın özgürce Ramazanı karşılamalarına, bu heyecanı yaşamalarına, inancımızı tazelemeye, coşkumuza tahammülsüzlüklerine akıl sır erdiremiyoruz. Ülkemizin Ramazan ayında, Müslümanların İslam’ı yeniden coşturuyor olmasından rahatsız olunmasına da hayret ediyoruz. Merhamet etmenin, kul hakkına riayet etmenin en çok öğretildiği bir ayda çocuklarımızın da bu maneviyattan istifade etmesinden neden endişe ediyorsunuz?” diye sordu.

“Türkiye artık eski Türkiye değil; Türkiye’de eskiden laiklik bildirileri okunur, birileri de hizaya girerdi, artık öyle bir Türkiye yok”

“LGBT lobilerinin eline çocukları bırakırken sesiniz çıkmıyor” Şahin Usta, şunları kaydetti:

“Bunları özgürlük olarak değerlendirirken İslam’dan, Kur’an’dan, Peygamber’den bahsedilmesinden rahatsız olunmasını açıkça laiklik karşıtlığı vesaire değil, açıkça İslam karşıtlığı olarak gördüğümü çok net bir şekilde söylemek istiyorum. Okullarımızda yapılanlarla çocuklarımızın o heyecanını ve coşkusunu görmezden gelerek kıymetli Bakanımıza, Yusuf Tekin’e saldırmak da  açıkçası ayrı bir konu ve başlık. ‘Neden?’ derseniz; yapılan şey, çocuklara inancını, dinini, maneviyatını öğretmek, merhameti öğretmek, kul hakkını öğretmekten korkan insanlara ‘Korkmayın’ deme cesaretini göstermiştir Bakanımız. Yaptığı bütün işlemlerin çok doğru ve düzgün olduğunu açıkça ve netçe biz de söylüyoruz, sonuna kadar da arkasındayız. Türkiye artık eski Türkiye değil; Türkiye’de eskiden laiklik bildirileri okunur, birileri de hizaya girerdi, artık öyle bir Türkiye yok; Türkiye, inancıyla, varlığıyla, medeniyetiyle ortaya çıkmış ve kendi inancıyla da gençlerini ve nesillerini yetiştirmeyi hedef almış bir Türkiye. Bunu alışsanız iyi olur. Yaptığınız işin bir laik atak olduğunu düşünüyorum, bu laik atağı geçirenlere de geçmiş olsun diyorum.” 

Şahin Usta, Mersin’de barajların taşmasıyla ilgili birtakım algı yönetimlerine girmeye çalışıldığını belirterek “Yine CHP belediyesi ve CHP vekilleri tarafından. Devlet Su İşleri Müdürlüğünün kanunu çok açık, belediyelerimizin kanunu ve yetkileri de çok açık. DSİ’nin hiçbir dere ıslah yapmadığını iddia ederek yine Mersin’de bir algı yürütülmeye çalışılıyor. Mersin’de Devlet Su İşlerinin derelerin ıslahı konusunda son yirmi üç yılda ıslah edilen dere sayısı 83’e ulaşmıştır ve belediyelerin 5216 sayılı Büyükşehir Kanunu’na istinaden su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun için gerekli baraj ve diğer tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek; derelerin ıslahını yapmak; kaynak suyu veya arıtma sonunda üretilen suları pazarlamak’ hükmü kanunla belediyelere verilmiştir. Bunlar çok açık ve net iken maalesef, CHP Mersin Belediyesinde altyapıya hiçbir yatırım yapılmamış, belediyenin sınırları içerisinde olan, yapılması gereken dere ıslahlarının hiçbiri yapılmadığı için maalesef bu sorunlar yaşanmıştır” ifadelerini kullandı.

Mersinlilere seslenen Şahin Usta, “Maalesef belediye çalışmadığı için bu sorunları vatandaşlarımız yaşıyor ve mağdur oluyorlar. İnşallah, bu sorunların çözümü için de DSİ, sorumluluğu olmasa da yapması gerekeni yapmaya devam edecek, belediyenin ıslah etmediği dereleri ıslah edecek. Ancak acı olan şey şu: Hem altyapıya yatırım yapmayıp hem işlerini yapmayıp hem de su fiyatlarını en çok yükselten CHP belediyeleri; bu kazandıkları, topladıkları paraları ne yaptıklarını millete izah etmeleri gerektiğini özellikle söylüyoruz. Vatandaşlarımızın da bu konuda belediyelere olan sorumluluklarını hatırlatmalarını rica ediyoruz” dedi.

Genel Kurul’da CHP Emir ile AK Partili Şahin Usta arasında “laiklik” ve “fişleme” tartışması…

Şahin Usta’nın konuşması üzerine söz talebinde bulunan CHP’li Emir, “Sayın Yusuf Tekin ve Sayın Leyla Şahin Usta ucuz polemikler başlatmak konusunda ustalar. Burada hiç kimse dinle, din eğitimiyle ilgili bir şey söylemiyor, söylemez ama sizi Genel Kurulun ve milletimizin vicdanına sunuyorum. Küçücük çocuklara fiş verip, form verip ‘Eve gittim’, ‘Gittim’, ‘Namaz kıldım’. ‘Kıldım’, ‘İftarı açtım’, ‘Açtım’, ‘Sabah sahura kalktım’ ‘Kalktım’, ‘Bunları fotoğraflayın, getirin, bu formları bize getirin’ demek çocukları ve aileleri fişlemektir. Bunun yapılması yanlıştır, bunun yapılması eğitim anlayışına da uymaz, pedagojik de değildir, ayrımcıdır; bizim itirazımız buna. Yoksa siz bir ucuz tartışma üzerinden başka bir şeylere heves ediyorsunuz, biz bunun gayet farkındayız.” diye konuştu.

Yusuf Tekin’in bunları söyleyince rahatsız olduğunu ve dava açtığını söyleyen Emir, “80 bin lira kazanmış, şimdi işleme koymuş. Buradan söylüyorum: Yusuf Tekin, sen bizi bu şekilde susturamazsın. Yargının nasıl size bağlı olduğunu da biliyoruz ama eninde sonunda biz kazanacağız, emin olun, bunları da tek tek alacağız. Şunun cevabını versin: Bakın, Gökhan Bahadır, bu kişi Millî Eğitim Müdür Yardımcısı, siyasetçilerle geziyor, AKP’ye, MHP’ye gidiyor, resim çektiriyor, milletvekili aday adayı ve İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı  bu kişi; bu, içinize siniyor mu? Bizim itirazımız bu siyasallaşmayadır, millî eğitimin böylesi siyasallaştırılması, ideolojik saplantılarla yönetilmesidir” dedi.

Yeniden söz alan Şahin Usta ise Emir’e “‘Fişleme’ denilince aklımıza yani fişlemeyi en iyi yapan 28 Şubat dönemindeki bu zihniyet geliyor. Tabii ki bunları en iyi bilenler de sizlersiniz. Kadrolaşmadan bahsediyorsanız bir iki örnek de ben vereyim: Vural Savaş, Yargıtay eski Cumhuriyet Başsavcısıydı sonra ne oldu? Yine bu isimlerin hepsi CHP’ye geldi. Yusuf Kenan Doğan, Naci Ünver, Kadir Özbek, İlhan Cihaner, Emine Ülker Tarhan. Bakın, sadece yargıdaki birkaç isimden bahsediyorum: Ali Özgündüz, Ercan Cengiz, Yekta Güngör Özden. Bu isimlerin sayısını artırabiliriz. Biz böyle bir zihniyette değiliz. Bizim derdimiz böyle bir kadrolaşma olsaydı yirmi üç yıldır zaten bu kadrolaşmayı görürdünüz. Biz hakkıyla hakkaniyetiyle…Kişi kendinden bilirmiş herkesi maalesef böyle zannediyorlar” diye cevap verdi.

Emir: Milli Eğitim Müdür Yardımcısının ne kadar siyasi olduğunu, Milli Eğitim Bakanlığının boğazına kadar siyasete battığını söylüyoruz

Emir, Şahin Usta’nın fişlemeye ilişkin cevabına yönelik tekrar söz alarak şöyle dedi:

“Sayın Usta, tabii, önündeki hazır listelerden, hazır konuşmalardan birini yapıyor. Biz başka bir şey söylüyoruz Sayın Usta, kulak verin dinleyin. Bakın, bir kişi düşünün, bu kişi milletvekili adayı olmuş, sonrasında tekrar şu anda Ankara İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı. Bu kişinin bu sıfatı sürerken bu görevi sürerken sosyal medyasında AK Parti İl Başkanı, MHP İl Başkanı, İlçe Başkanı bunlarla ilgili paylaşım yapması, buna dönük son derece siyasi paylaşımlar yapması uygun değildir. Devlet Memurları Kanunu var, sizin söyledikleriniz başka bir şey. Adam hakimmiş, cübbesini çıkarmış, gelmiş, siyasete girmiş. Bu, başka bir şey ama burada şu andaki Milli Eğitim Müdür Yardımcısının ne kadar siyasi olduğunu, Milli Eğitim Bakanlığının boğazına kadar siyasete battığını söylüyoruz. Buna cevap ver, verebiliyorsan.”

 

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
TBMM Genel Kurulu… CHP’li Emir ile AK Partili Şahin Usta arasında “laiklik” ve “fişleme” polemiği
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

konyaradar.com ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!