(ANKARA) – Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, PKK yöneticisi Murat Karayılan’ın “yasal güvence olmadan silah bırakmanın akıl dışı olduğu” yönündeki açıklamalarına tepki gösterdi. Destici, örgütün yasal güvence, genel af ve kayyumların kaldırılması gibi taleplerle devlete “rest çekmeye” çalıştığını belirterek, “Bu bir uzlaşı arayışı değil, açık bir zaman kazanma ve meşruiyet devşirme operasyonudur” dedi.
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, PKK yöneticisi Murat Karayılan’ın son açıklamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Destici, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Terörist başı Karayılan’ın son açıklamaları doğrudan devlete yönelik bir küstahlık vesikasıdır. PKK; yasal güvence, genel af ve kayyumların kalkması gibi şartlar gerçekleşmeden silah bırakmayacağını ilan ederek masaya barışın değil, silahın gölgesini dikmiştir. Ortadoğu’daki türbülansı bahane ederek “silah bırakmak imkânsız” diyen bu yapı, çözümün değil, kaosun paydaşı olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Terör Örgütün stratejisi nettir: Savaşarak elde edemediği mevziyi, müzakere masasında devlete “rest” çekerek kazanmak. Kandil, “almadan vermem” diyerek devleti köşeye sıkıştırmaya çalışırken, aslında niyetinin silah bırakmak değil, savaşmadan süreç sayesinde elde ettiği kanlı konforu yasal bir kılıfa uydurmak olduğunu tescillemiştir. Bu, bir uzlaşı arayışı değil, açık bir zaman kazanma ve meşruiyet devşirme operasyonudur.
Süreci; İmralı üzerinden okumak, terörün çok parçalı ve dış istihbarat güdümlü yapısını görmezden gelmektir. Terörist Karayılan’ın bu sözde ültimatomu gösteriyor ki, terör örgütü için İmralı canisi bir “önder” değil, sadece ihtiyaç duyulduğunda kullanılan bir propaganda aracıdır. PKK, küresel güçlerin bölgedeki taşeronu olma görevinden ve uyuşturucudan ve her türlü gayrimeşrudan beslenen kirli ekonomisinden vazgeçmeyecek kadar “kayıt dışı” bir yapıdır.
Atılacak her geri adım, örgütün kapasitesini yeniden üretmesine ve taleplerini genişletmesine imkân tanır. Bu nedenle mesele, pazarlık değil; sistematik, çok katmanlı ve kararlı bir mücadele meselesidir. Güvenlik aygıtı sahada tam hâkimiyet kurmadıkça ve örgütün operasyonel kabiliyeti kalıcı biçimde tasfiye edilmedikçe, tehdit döngüsü kesintiye uğramaz.
Unutmamak lazım: Devlet aklı, terörist unsurların dayattığı konjonktürel şartlara göre değil, millî güvenlik doktrinimizin sürekliliğine göre hareket eder. Taviz, kısa vadeli bir rahatlama yanılsaması yaratır; uzun vadede ise daha sofistike ve yaygın tehditlerin zeminini hazırlar.”



