(TBMM) – İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, ekonomi yönetimine ve uygulanan programa yönelik eleştirilerde bulunarak, ekonomi programın 35’inci ayında olunduğunu hatırlattı. Usta, “Devlet harcamalarını kısın kardeşim, cari giderlerini kısın. 1 trilyonun üzerinde devletin cari gideri var. Yani ‘Şu saltanatı, şatafatını bıraksın devlet’ demeniz lazım. Emeklilerin yüzde 80’i, çalışanların yüzde 50’si açlık sınırının altında gelir alırken hala ‘Ücret politikası sıkı olsun’ demenin kime ne faydası var” dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplanan komisyonda, Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan milletvekillerine sunum yaptı.
Ardından söz alan İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, hükümetin enflasyonla mücadelede yanlış bir yol izlediğini savunarak, tasarrufun dar gelirli üzerinden değil, devlet harcamaları üzerinden yapılması gerektiğini vurguladı. “Devletin hane halkı üzerine gitmeyi bırakması lazım” diyen Usta, şöyle konuştu:
“Siz geleli yaklaşık 2 yıl oldu. Şimdi 35. ayındayız programın. Allah rızası için ‘Yapısal reform mahiyetinde bu programı destekleyecek şu iş yapılmıştır’ diye bize bir tane örnek verin. Bir tane örnek istiyorum. Bir tane yapısal reform yapmak Türkiye’de hiçbir sorunu çözmez. Ama bakın bir tane dahi bana örnek veremeyeceksiniz. O zaman şunu söylemeniz gerekiyor: ‘Benim enflasyonla mücadele programının başarılı olabilmesi için kamu maliyesi tarafının şöyle olması lazım. Özellikle devlet harcamaları ayağına ilişkin çok sıkılaştırma ihtiyacı var’… Burada bir sıkılaşma yok. Devletin hani o ‘saltanatı, şatafatı’ dediğimiz harcamalarda; emekli maaşlarının kesilmesini, memur maaşlarının kesilmesini demiyorum. Orada yapılan politikalar tamamen yanlış. Türkiye’yi okuyamıyorsunuz.
Devlet harcamalarını kıssın kardeşim, cari giderlerini kısın. 1 trilyonun üzerinde devletin cari gideri var. Yani ‘Şu saltanatı, şatafatını bıraksın devlet’ demeniz lazım. Emeklilerin yüzde 80’i, çalışanların yüzde 50’si açlık sınırının altında gelir alırken hala ‘Ücret politikası sıkı olsun’ demenin kime ne faydası var, ben bilmiyorum.”
“İsrail’de enflasyon yüzde 1,9”
Merkez Bankası Başkanı Karahan’ın enflasyondaki yükselişi savaş ve kuraklık gibi dışsal faktörlere bağlamasını “mazeret üretmek” olarak nitelendiren Usta, “Savaş dezenflasyon sürecini etkiliyor diyorsunuz. Rusya-Ukrayna savaşı dediniz; Ukrayna’nın enflasyonu yüzde 7,9, Rusya’nın yüzde 5,9. Savaşan ülkelerden daha fazla biz etkileniyorsak bizim bünyemizin ne kadar kötü olduğu anlamına gelir. Şimdi İran Savaşı diyorsunuz; İsrail’de tepesine bombalar düşüyor, enflasyon yüzde 1,9. Amerika savaşın içinde, yüzde 3,3. Harap olmuş İran’ın enflasyonu bile yüzde 53,7 ile bizim altımızda. Dolayısıyla bu işleri bu kadar abartmamak lazım” ifadelerini kullandı.
Ekonomi yönetiminin yapısal sorunları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a doğru şekilde anlatması gerektiğini söyleyen Erhan Usta, “Sizin vazifeniz üst yönetim olarak bunları Sayın Cumhurbaşkanı’na anlatmak. İkna edemiyorsanız kusura bakmayın ‘Burada daha fazla oturmamızın anlamı yok’ diyebilmeniz lazım. Bürokratın elindeki en güçlü silah istifadır. Bunu yapmazsanız sanki her şey iyiymiş gibi algılanır” dedi.
“Bu millet hep ‘enflasyon düşecek’ hikayesi dinliyor”
Yeni Yol Grubu Adana Milletvekili Sadullah Kısacık, yüksek enflasyonun bir türlü düşürülemediğine dikkati çekerek, 2018 yılından bu yana iktidar yetkilileri tarafından verilen sözleri hatırlattı. Kısacık, milletin sürekli beklenti içinde tutulduğunu ifade ederek, “Bu millet hep ‘enflasyon düşecek’ hikayesi dinliyor. Başta iktidardan dinliyor, iktidar yetkililerinden dinliyor; 2019’da düşecek, 2020’de düşecek, 2021’de iyi olacak, 2022’de atlatacağız… Ya hep vatandaş, işveren, KOBİ hep bir ‘Bu son viraj. Bu yıl sonunda düzlüğe gireceğiz. Bir sonraki yıl düzlüğe gireceğiz. Bir sonraki yıl düzlüğe gideceğiz’ diye diye diye yavaş yavaş bu ülke sönüyor” değerlendirmesinde bulundu.
“KOBİ’ler kepenk kapatıyor, firmalar konkordato sırasında”
Enflasyonun düşmemesi ve kur baskısı nedeniyle ekonomik aktörlerin zor durumda olduğunu vurgulayan Kısacık, “Esnaf kepenk kapatıyor, KOBİ kepenk kapatıyor. Artık baskılanan kura ihracatçı dayanamıyor. Koca koca firmalar artık konkordato sırasına girmiş, işçi çıkarmalar devam ediyor ve biz hâlâ ‘enflasyon düşecek’ patikasında devam ediyoruz. Özellikle KOBİ’ler başta olmak üzere sanayiciler, işçilerimiz… Her gün KOBİ’ler, sanayiciler, işverenler bu baskılanan kur yüzünden kendi öz varlıklarını satarak ayakta durmaya çalışıyorlar. İyi olacak, iyileşecek; faizler düşecek ama düşmüyor, düşmüyor, düşmüyor” dedi.
Bir önceki TCMB Başkanı Hafize Gaye Erkan ve Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 2024 ve 2025 yıllarına dair vaatlerini hatırlatan Kısacık, şunları kaydetti:
“3 Ekim 2023 tarihinde bir önceki Merkez Bankası Başkanı Sayın Hafize Gaye Erkan demiş ki: ‘2024 yılını dezenflasyon dönemi olarak tanımlıyoruz. 2024 yılında aylık bazda tek haneli rakamlar kaydedilecek ve 2025 yılında istikrar sağlanacak.’ Ondan 1-1,5 ay sonra Sayın Şimşek geldi bütçe görüşmelerinde. Dedi ki: ‘2024 yılının mayısı itibarıyla artık kalıcı düşüşü sağlayacağız.’ dedi. Çünkü 2024’ün martında yerel seçimler vardı. Yani ‘seçimlerden sonra sağlayacağız’ dedi. Yine aynısını.”
“Öngörüye göre, şu an enflasyon yüzde 9 olması lazımdı”
Mevcut TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın 4 Haziran 2024’teki sunumuna da atıfta bulunan Kısacık, o dönemde 2026 yılı sonu için hedeflenen rakamın bugünkü tabloyla örtüşmediğine işaret etti. Karahan’ın geçmişteki sunumuna dair Kısacık, “2024 yıl sonunda yüzde 38’e gerileyeceğini tahmin ediyoruz enflasyonun. 2025 ve 2026 yıl sonunda ise enflasyonun sırasıyla yüzde 14 ve yüzde 9 olarak gerçekleşmesini öngörüyoruz.’ demiş. Yani 2 yıl önceki öngörüye göre şu anda enflasyonun yüzde 9 olması lazım. Ama maalesef bir türlü bunu sağlayamıyoruz” diye konuştu.
Kısacık, Türkiye’nin bulunduğu coğrafyanın tarihsel olarak hep hareketli olduğunu belirterek, “Peki, şimdi bunun sebebi sadece zirai don mu? Kuraklık mı, savaş mı? Bu coğrafyada ne zaman savaş bitti ki? Bu coğrafyada İran-Irak Savaşı da oldu, Körfez Savaşı da oldu. 2008 büyük küresel krizi bile geçirdik” dedi.



