Haber: Fatih ÖZKILINÇ Kamera: Akın KÜÇÜKKURT
(İZMİR) – İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kamu hizmetlerinde kullanılan Meslek Fabrikası, Egemenlik Binası ve Gasilhane’nin Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tesciline ilişkin davada mahkeme yürütmeyi durdurma kararını kaldırdı, belediyenin itirazlarını reddetti. Hukuki sürecin devam ettiğini belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, “Hükümetten olmayan belediyelerin hizmetlerini aksatmak için, durdurmak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar” dedi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından uzun süredir kamu hizmetlerinde kullanılan Meslek Fabrikası binası, Egemenlik Binası ve Gasilhane binasının Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tesciline ilişkin davada mahkeme, daha önce verilen yürütmeyi durdurma kararını kaldırdı, belediyenin itirazlarını reddetti.
ANKA Haber Ajansı’na konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, “İzmir adına tarihî olarak çok üzücü bir olay yaşıyoruz. Bu yanlışın en kısa zamanda duracağını, her şeyden önce, temenni ediyorum. Çünkü hakikaten kabul edilemez büyük bir hata var ve bence çok vicdansızca bir karar var” dedi.
Tugay, söz konusu üç yapının da halen aktif olarak kamu hizmetinde kullanıldığını ifade ederek, “Üç tane yapıdan bahsediyoruz. Bir tanesi bugün bizim Meslek Fabrikası olarak kullandığımız, halka, gençlere, kadınlara meslek edindirme kursları düzenlediğimiz bina, bir diğeri Egemenlik Binası dediğimiz belediye binası ve bir diğeri de bugün gasilhane olarak kullandığımız, aynı zamanda evde sağlık hizmeti, evde bakım hizmeti için bir karargah olarak kullandığımız diğer bir bina. Egemenlik Binası zaten belediye binası olarak yapılmış bir bina. Cumhuriyet’in ilk yıllarında belediye için yapılmış bir bina ve vakıfların yaptırdığı bir bina değil. Açılışından itibaren tamamen belediye binası olarak yapılmış bir binadan bahsediyoruz. Hani buna vakıflar bugün el koyuyor. Diğer bina Meslek Fabrikası, altında Atatürk’ün ve İsmet İnönü’nün imzasının olduğu bir belgeyle parası ödenerek alınmış ve yine belediyeye tahsis edilmiş bir bina. Bunun belgesini paylaştık. Hatta vakıflara ‘taviz parası’ diye bir para ödenmiş. Bir bedel de ödenmiş vakıflara. O şekilde alınmış. Diğer bina da aynı şekilde. Bu üç bina da şu anda aktif olarak kamu hizmetinde kullanılıyor. Ne bir başka kuruma verilmiş durumda ne bir başka kuruma kira olarak olarak verilmiş durumda. Tamamen belediyenin aktif olarak hizmetinde kullanılan binalar. Bunlarla ilgili bizim haberimiz olmadan, sadece tapuda vakıfların şerhi var diye o gerekçe gösterilerek, tapudan vakıfları tescil edilmiş, yani vakıfların üzerine geçirilmiş” diye konuştu.
“Haklı olduğumuz anlaşılacak, binalar belediyeye geri verilecek”
İlgili mülklerin tapudaki vakıf şerhinin mülkiyete değil, tarihi yapıların korunmasına yönelik olduğunu belirten Tugay, şöyle devam etti:
“Burada vakıfların şerhinin ne üzerine olduğuna bakmak lazım. Burada mülkiyet üzerine değil bu vakıfların şerhi. Tamamen bu binaların eski, tarihi binalar olması nedeniyle bunların ışık almasına engel olacak önüne bina yapılmamasıyla, yol geçmemesiyle ilgili, yani çevresinin korunmasıyla ilgili bir şerh. Mülkiyetle ilgili bir şerh değil. Meslek Fabrikasında para verilmiş vakıflara o zaman. Bunlar belgeli olarak var. Tapunun tescilinin vakıflara yapıldığını düşündüğümüz zaman buna karşı iptal davası açtık, mahkeme önce yürütmeyi durdurma kararı aldı. Fakat ne yazık ki dün bu kararı kaldırdı. Şimdi de tahliye kararı almaya çalışıyorlar. Tahliye kararına karşı da dava açtık. Ayrıca bu binaların başka bir koruma verilmemesiyle ilgili, satışının yapılmamasıyla ilgili de yine başvuruda bulunduk ve onunla ilgili de mahkeme ihtiyati tedbir kararı aldı ve şu anda devam ediyor o karar. Hukuki süreç devam ediyor ve bu sürecin sonunda haklı olduğumuz anlaşılacak ve bu binalar belediyeye geri verilecek. Böyle bir noktadayız. Hal böyleyken alelacele belediyeyi, bu hizmetlerden mahrum bırakacak şekilde tahliye etmeye çalışmak, tamamen hukuk dışı bir davranış. Ahlaken de doğru bir davranış değil.”
“Belediye de Yunan belediyesi değil”
Meslek Fabrikası binası, Egemenlik Binası ve Gasilhane binasının tahliyesinin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Tugay, şunları kaydetti:
“Bu ortamda bazı milletvekillerinin, ki bunlar güya İzmir milletvekili, yani İzmir’in milletvekilinin bugün İzmir’in yanında olması lazım. İzmir halkının yanında olması lazım. İzmir’e ait kurumların yanında olması lazım. Böyleyken kalkıyor diyor ki, ‘Vakıflar’ diyor, ‘Yunan vakfı mı?’ diyor. Belediye Yunan belediyesi mi? İzmir Yunan şehri mi? Ne yapıyorsunuz siz, böyle bir şey olur mu? Bu ceberut tavır, devletin kendi devlet kurumuna bu muamele akıl alır gibi değil. Biz mahkemelerin normalde bu belgelere dayanarak dönüp bunu belediyeye vereceğini biliyoruz. Ama bu şartlar altında, oradaki hizmetleri durduracak şekilde bunları tahliye etmek çok yanlış, çok kötü bir tavır. Kabul edilemez bir tavır. İnsanların kafalarını karıştırarak, ‘Yok, geçmişte siz burayı başkasına verecektiniz’ falan gibi, böyle bence uydurma şeyler söyleyerek bu işin içinden çıkamazlar. Biz hiçbir yere vermiyoruz. Vermeye niyetimiz yok. Burada kendi hizmetlerimizi sürdürme çabası içerisindeyiz. Hatta vakıflara şunu teklif ettik, dedik ki hukuki süreç sonlanana kadar biz buradan çıkmayalım. Gerekirse size kira ödeyelim. Hukuki süreç sonlandığında eğer gerçekten mahkeme size burayı verirse tamam. Ama eğer beklediğimiz gibi tekrar verecek olursa, o zaman zaten her şey normale dönmüş olacak. Bütün bunları reddedip, böyle Ben buna resmen ‘İzmir’in malını çökme işi’ diyorum. İzmir’in malına çökme işlemi yapıyorlar şu anda. Bunu yaparken de hani ‘Vakıflar Yunan vakfı mı?’ demenin nasıl bir açıklama olduğunu da anlamakta zorlanıyorum. Belediye de Yunan belediyesi değil. İzmir de Yunanistan şehri değil. Bu yapılan da kabul edilir türden bir şey değil.”
“Ellerinden gelse belediyeyi kapatacaklar”
Yıllardır Büyükşehir Belediyesi kullanımında olan binalarla ilgili bu süreçlerin başlamasına tepki gösteren Tugay, şu ifadeleri kullandı:
“Hükümetten olmayan belediyelerin hizmetlerini aksatmak için, durdurmak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Bizim bugün bunu daha önce defalarca söyledik. Onayını beklediğimiz kredilerden mi bahsedelim, İzmir’e yatırım olarak yapılmasını beklediğimiz işlerden mi bahsedelim? Bunları söyleyince bana Şehir Hastanesini anlatıyorlar. Şehir Hastanesi özel şirkete yaptırdığınız bir iş. Bugün de dünya kadar kira ödüyorsunuz. Yüzde 70 doluluk garantisiyle 25 yıl kira taahhüt ederek yaptırdınız. Devletin yatırımı değil o. Özel şirkete yap-işlet-devret verdiniz ve 25 yıl resmen ipoteğe bağlar gibi kira ödediğiniz bir iş. Bunu İzmir’e yatırım olarak anlatıyorlar bize. Ya da İzmir-İstanbul arasındaki otoyolu anlatıyorlar. İzmir-İstanbul arasındaki otoyola kaç para verdiğimizi görmüyor musun? Bunu İzmir’e yatırım olarak mı anlatıyorsunuz? Bunun gibi şeyleri İzmir’e yatırım diyorlar ama mesela şehir içerisindeki trafik yoğunluğunu çözmek için yapılması gereken ikinci çevre yolunu yapmak için adım atmıyorlar. Kendi adayları söz verdi, ‘Biz burayı hemen, acilen yapacağız’ diye. İki yıldır bir tek çivi çakmadılar. En ufacık bir iş yapmadılar. Bir taraftan şehrin sorunlarını çözmek için hiçbir yatırım yapmıyorlar, belediyenin yapmak istediği çalışmalara engel oluyorlar. Ama diğer taraftan hâlihazırda devam eden hizmetlerimiz de dursun istiyorlar, aksatalım istiyorlar. O nedenle de hizmet binası olarak kullandığımız binaları elimizden alıyorlar. Ellerinden gelse belediyeyi kapatacaklar. Ben İzmir halkının bunu doğru anlamasını bekliyorum ve kendi belediyesine, kendi şehrine, kendi malına, mülküne sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum.”
Öte yandan, Büyükşehir ekipleri üç tarihi binaya da büyük boy Türk bayrağı astı.



