(TBMM) – DEM Parti Antalya Milletvekili Saruhan Oluç, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda sunum yapan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ı eleştirerek, artan enflasyon verilerine ilişkin “Ciddi bir durumla karşı karşıyayız. Tamam, savaşın etkisi elbette var ama hep bir bahane bulabiliyoruz bu duruma. Enflasyon adeta yapıştı, yapışkan bir hal aldı” dedi. CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ise hukuk sistemindeki aksaklıkların doğrudan ekonomiyi ve Merkez Bankası rezervlerini etkilediğini belirterek, mülkiyet hakkına yönelik uygulamaları “çökme” olarak nitelendirdi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplandı. Komisyon toplantısında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, milletvekillerine sunum yaptı.
Sunumun ardından DEM Parti adına Grup Sözcüsü ve Antalya Milletvekili Saruhan Oluç ile CHP Grup Sözcüsü ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba konuştu.
Oluç, “Yıllık enflasyon 32,37’ye yükseldi, siz de söylediniz. Böyle azımsanacak, önemsenmeyecek, umursanmıyormuş gibi yapılacak bir durum değil. Herhalde bunun farkındasınız. Yani ciddi bir dönüşle, yukarıya doğru bir dönüşle karşı karşıya kaldık” dedi.
Yıllık oranın yönünü yukarı çevirdiğini belirten Oluç, geçen yıl mayıs, haziran, temmuz ve ağustos aylarında oranların 1,5 ile 2 arasında değiştiğini, bu yıl ise aynı artışların önümüzdeki 4 ay boyunca pek mümkün görünmediğini ifade etti. Oluç, “Ama yıllık oranın en azından önümüzdeki 4 ay boyunca da yukarı doğru gideceğini öngörmek yanlış olmaz. Dolayısıyla ciddi bir durumla karşı karşıyayız. Tamam, savaşın etkisi elbette var ama hep bir bahane bulabiliyoruz bu duruma. Enflasyon adeta yapıştı, yapışkan bir hal aldı” diye konuştu.
2026 yılı için yüzde 16’lık enflasyon hedefiyle girildiğini hatırlatan Oluç, piyasadaki tahminlerin savaşın etkisiyle 30-35 aralığına yükseldiğini söyledi. Oluç, “Siz 14 Mayıs’ta 2. enflasyon raporunu açıklayacaksınız. Bu gelişmeler sonucunda yeni bir enflasyon hedefi açıklamayı düşünüyor musunuz” sorusunu yöneltti.
Oluç’tan Karahan’a Yeni Şafak hatırlatması
Yeni Şafak gazetesinin Merkez Bankası yönetimine yönelik eleştirilerini de hatırlatan Oluç, “Sizi ve Sayın Şimşek’i son dönemde hedef alan manşetler attı. Faiz oranlarını düşürmediğiniz için eleştiriyorlar. Bu yayın politikası sonucunda hükümetin enflasyonla mücadele programına desteğinde bir sorun olduğunu düşünüyor musunuz? Merkez Bankası olarak böyle bir tespitiniz var mı” dedi.
“Nisan ayı enflasyonunun beklentilerin üzerinde gelmesi sonrası faiz artırımına gitmeyi düşünüyor musunuz?”
Para Politikası Kurulu özetine atıfta bulunan Oluç, “Nisan ayı enflasyonunun beklentilerin üzerinde gelmesi sonrası faiz artırımına gitmeyi düşünüyor musunuz” sorusunu yöneltti. Orta vadeli enflasyon hedeflerine de değinen Oluç, orta vadenin giderek uzadığını belirterek bu sürecin nasıl şekilleneceğine dair öngörüleri sordu. Savaşın ekonomiye etkilerine işaret eden Oluç, bunun ihracat, ithalat, cari açık ve turizm üzerinde sonuçları olacağını ifade etti. Oluç, “Genel olarak bakıldığında savaşın ekonomiye gölgesi ciddi bir sorun yaratıyor” dedi.
Ekonomi yönetiminin bu etkiyi azaltacak adımları atıp atamayacağının tartışmalı olduğunu belirten Oluç, yeni torba yasada da bunun görüleceğini söyledi. Ekonominin zor bir dönemden geçtiğini vurgulayan Oluç, “Bu verilerin sonuçlarını değiştirecek adımların atılacağına dair çok belirgin bir örnek şu anda görünmüyor. Bunun muhatabı Merkez Bankası değil, daha çok AK Parti grubudur. Onlar herhalde buna cevap verirler” ifadelerini kullandı.
“Türk lirasının itibarı yok oldu”
CHP Grup Sözcüsü ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ise Türk lirasının simgelediği değere dikkati çekerek, para biriminin tıpkı pasaport gibi bir ülkenin itibarı olduğunu ifade etti. Ağbaba, “Hepimizin bildiği gibi bu Türk lirası hem AK Partililerin hem MHP’lilerin, CHP’lilerin, DEM’lilerin; hepimizin itibarıdır Türk lirası. Nasıl ki pasaport itibarımızsa Türk lirası da bizim itibarımızdır. Maalesef bu itibar yok oldu” dedi.
Ekonomik tablodaki sorumluluğun sadece mevcut başkana yüklenemeyeceğini belirten Ağbaba, kurumda yönetim istikrarsızlığı olduğunu kaydetti. Ağbaba, “Şimdi sadece Sayın Karahan’a söylemek veya yüklemek doğru olmaz. Çünkü 5 yılda değişen beşinci Merkez Bankası Başkanı; dünyada böyle bir değişim var mı merkez bankalarında? Onu merak ediyorum. Yani Türkiye kadar hızlı merkez bankası başkanı değiştiren bir kurum var mıdır? Onu da sizlere sormak istiyorum” dedi.
Döviz kurunun vatandaş ve sanayici üzerindeki farklı etkilerine değinen Ağbaba, özellikle tekstil gibi emek yoğun sektörlerde yaşanan krize işaret etti. Artan maliyetler ve düşük kur baskısı nedeniyle fabrikaların taşındığını savunan Ağbaba, şöyle konuştu:
“Tabii döviz kuru vatandaş için yüksek ama sanayi için düşük. Bugün Türkiye’nin yaşamış olduğu sorunlardan birisi de bu. Maalesef döviz kurları düşüklüğünden dolayı, artan maliyetlerden dolayı, özellikle emek gücü yoğun iş kollarında tekstil başta olmak üzere birçok ekonomisi bu işlere dayalı memleketlerde büyük zorluklar yaşanıyor. Örneğin Malatya ilinde yaklaşık 15 bin kişinin işsiz kaldığını, çok büyük fabrikaların bu sıra fabrikaları taşıdığını biliyoruz.”
“Daha dün en yakın olduğunuz iş adamlarından birinin mallarına çökebiliyorsunuz”
Hukuk sistemindeki aksaklıkların doğrudan ekonomiyi ve Merkez Bankası rezervlerini etkilediğini dile getiren Ağbaba, mülkiyet hakkına yönelik uygulamaları “çökme” olarak nitelendirdi. 19 Mart’tan itibaren başlayan sürece ve Orta Doğu’daki savaş ortamına dikkati çeken Ağbaba, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Hukuk sisteminin olmadığı yerde insanlar ne olur ne olmaz diye daha dün en yakın olduğunuz iş adamlarından birinin mallarına çökebiliyorsunuz. Bu 19 Mart’tan itibaren yaşanan sürece baktığımız zaman en çok aslında Merkez Bankası’nı ilgilendiriyor. 19 Mart’taki bir meseleden sonra ne kadar Merkez Bankası dövizi sattı, eridi? Bu İsrail ile olan İsrail-Amerika-İran Savaşı’ndan sonra ne kadar döviz sattı, onu merak ediyorum.”
İş dünyasına yönelik yargısız infaz yapıldığını iddia eden Ağbaba, şu ifadeleri kullandı:
“İş adamlarının mallarına el konuluyor, çökülüyor resmen. Ta 70-80 yıl önceki mal varlıklarına el konuluyor. Geçen yıl bu konuları konuştuk. Örneğin Can Holding meselesini konuştuk. Can Holding şimdi serbest bırakıldı. İşte Ciner Grubu’na, Ciner Grubu’nun mal varlığına el konuluyor değerli arkadaşlar. Siz bu grupların mallarına hukuksuzca, yargılama olmadan, bir yargılama sonucu olmadan; yani suçtan bir gelir elde ediyorsa vallahi el de konulsun, ceza da görsün. Ama bir suç yokken, kanıtlanmamışken, yargı kararı yokken el koyuyorsunuz sonra kaldırıyorsunuz. Ciner Grubu’nun mal varlığındaki el koyma kararı kaldırıldı. Ama bunu gören bir yabancı yatırımcı, bunu gören ya da ülkede sanayicilik yapan, iş adamlığı yapan kimse bu memlekette parasını tutar mı?”



